Genel Af Hangi Tarihte Çıkacak? Bekleyişin İzmir Sokaklarında Yayılan Sessiz Panik Hali
Benzer Bir Yazı: Film kaç yaş üstü ?
İzmir’de 25 yaşında biri olarak hayatı biraz garip yaşıyorum. Bir yandan sahilde oturup “hayat çok kısa” diye derin düşüncelere dalıyorum, bir yandan da markette indirimli ayran görünce sanki ekonomik bağımsızlığımı ilan etmiş gibi seviniyorum. Ama son zamanlarda arkadaş ortamında dönen tek bir soru var: Genel af hangi tarihte çıkacak?
Bu soru öyle sıradan bir merak değil. Bildiğin kahvehanede çay kaşığının bardağa çarpma sesiyle birlikte yükselen kolektif bir umut dalgası. Herkes biliyor ki net cevap yok, ama kimse sormaktan vazgeçmiyor. Çünkü insan bazen cevabı değil, ihtimali sever.
Mahalle Kahvesinde Başlayan Büyük Tartışma
Geçen gün Kıbrıs Şehitleri’nde bir kafede oturuyoruz. Masada üç kişi var:
– Ben (fazla düşünen versiyonum)
– “Bence kesin çıkacak” diyen arkadaş
– “Çıkmaz kardeşim, sistem buna izin vermez” diyen gerçekçi doomscroll uzmanı
Arkadaş aniden telefonunu bırakıp ciddi bir tonla sordu:
“Beyler sizce Genel af hangi tarihte çıkacak?”
Garson tam o sırada çayı bıraktı. Çay bardağı bile duraksadı sanki.
Ben de refleks olarak:
“Bence tarih değil, vibe meselesi bu.”
Yan masadaki iki kişi bize baktı. Haklılar, çünkü bu cümle %70 İzmir, %30 varoluşsal kriz içeriyor.
Bekleyiş Psikolojisi: İnsan Neden Net Olmayan Şeylere Tutunur?
İşin garip yanı şu: Kimse gerçekten tarih bilmiyor ama herkes bir şey biliyormuş gibi konuşuyor.
Bir arkadaşım geçen gün dedi ki:
“Ben duydum, yazın çıkacakmış.”
Sordum: “Kimden duydun?”
Cevap: “Instagram yorumlarından.”
İşte modern bilgi kaynağı.
Ben bu noktada kendimi tutamıyorum, iç ses devreye giriyor:
“Sen 25 yaşındasın, algoritmanın dedikodusuna inanıyorsun.”
Ama sonra ben de aynı şeyi yapıyorum. Çünkü insan bazen gerçeklerden değil, umut kırıntılarından besleniyor.
İç Sesle Röportaj
– İç ses: “Buna gerçekten inanıyor musun?”
– Ben: “Hayır ama ya doğruysa?”
– İç ses: “Bu cümleyle kaç yıl kaybettin farkında mısın?”
– Ben: “İzmir trafiğinde zaten zaman lineer akmıyor.”
Sosyal Medya: Modern Kehanet Sistemi
Twitter’da “Genel af hangi tarihte çıkacak?” diye arattığınızda üç tip insan çıkıyor:
1. Her şeyi bilen ama hiçbir şeyi ispatlayamayanlar
2. Caps lock ile yazanlar
3. “Ben demiştim”ciler (her ihtimale karşı)
Birisi yazıyor:
“%100 kesin tarih veriyorum ama kaynak söyleyemem.”
Bu cümleye güvenen insan sayısı düşündüğünüzden fazla.
Ben bir ara yanlışlıkla 20 dakika bu yorumları okudum. Sonuç: beynim “yükleniyor…” ekranına geçti.
İzmir Sokaklarında Genel Af Felsefesi
Kordon’da yürürken kulağıma bir diyalog geldi:
– “Abi kesin çıkacakmış ya”
– “Kim dedi?”
– “Abi herkes söylüyor”
Bu “herkes” dediğimiz varlık çok tehlikeli. Ne kimliği var ne adresi ama herkes ona inanıyor.
Ben de yürürken düşünüyorum:
“Acaba Genel af hangi tarihte çıkacak? sorusu aslında bir tarih sorusu değil de bir umut yönetimi mi?”
Sonra bir martı bağırıyor. Cevap vermiyor ama onaylar gibi.
Arkadaş Grubu Dinamikleri: Kolektif Bekleyiş Sendromu
Bizim arkadaş grubunda bu konu açılınca herkes bir role bürünüyor:
– Birisi “hukukçu moduna” giriyor
– Birisi “devlet analisti” kesiliyor
– Birisi direkt “ben artık duygusal olarak yoruldum” diyor
– Ben ise sessizce çayımı karıştırıp içimden hesap yapıyorum: “Bu konu kaç aydır dönüyor?”
En sonunda biri her zaman şu cümleyi söylüyor:
“Bence bu sene içinde kesin bir şey olur.”
Bu cümle, Türk gençliğinin Spotify playlist’i gibi: sürekli tekrar, ama hiçbir zaman güncellenmiyor.
Gerçek Hayatla Çakışan Beklenti Hali
Bir yandan hayat devam ediyor. İş başvuruları, kiralar, “abi CV’ye ne yazsak” krizleri…
Ama bir yandan da zihin arka planda sürekli aynı sekmeyi açık tutuyor: Genel af hangi tarihte çıkacak?
Bu sekme bazen sessiz, bazen bildirim gönderiyor:
“Yeni söylenti var.”
Ben buna “mental Chrome 47 açık sekme sendromu” diyorum. Kapatamıyorsun.
Kendi Kendime Mini Tartışma
– Ben: “Belki de boşuna düşünüyoruz.”
– Ben (2 dakika sonra): “Ama ya çıkarsa?”
– Ben: “O zaman ne değişecek?”
– Ben (daha da derin): “Belki hiçbir şey ama yine de…”
Bu noktada kahve soğuyor. Ama düşünce sıcaklığı artıyor.
Umudun Mizahla Karıştığı Nokta
İzmir’de insanlar genelde hayatı hafife alır gibi yapar ama aslında çok ciddiye alır. Bu konu da öyle.
Bir arkadaşım dedi ki:
“Ben artık her sabah ‘Genel af hangi tarihte çıkacak?’ diye uyanıyorum.”
Abartıyor gibi ama değil. Çünkü insan beklerken bile bir rutin oluşturur.
Ben de ona dedim:
“Bak bu gidişle alarm kurarsın, ‘af bildirimi’ diye.”
Güldük ama biraz da sustuk. Çünkü bazen mizah, gerçeğin üstünü örtmez; sadece daha katlanılabilir yapar.
Beklemek Bir Meslek Olsaydı
Dürüst olalım. Eğer “beklemek” bir iş olsaydı, bu ülkede ciddi kariyer fırsatları oluşurdu.
CV’de yazardık:
– 3 yıl aktif bekleme deneyimi
– Belirsizlik yönetimi uzmanlığı
– Söylenti analiz yeteneği
Mülakat sorusu:
“5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?”
Cevap:
“Muhtemelen yine beklerken.”
Sonuç Gibi Ama Değil
Sizin İçin Seçtik: Gece yatarken klima hangi mod kullanılır ?
Bütün bu konuşmaların, kahvelerin, sosyal medya scroll’larının ortasında değişmeyen tek şey var: soru aynı kalıyor.
Genel af hangi tarihte çıkacak?
Belki bir tarih var, belki yok. Belki de mesele tarih değil; insanların aynı soruda buluşabilmesi.
İzmir’de akşam olurken sahilde oturuyorum. Rüzgar yüzüme vuruyor. Bir yandan telefonuma bakıyorum, bir şey değişmiş mi diye.
Değişmemiş.
Ama garip bir şekilde bu bile tanıdık geliyor. Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı bir arada tutmak için var.