Informed Consent Form Ne Demek? – Bir İzmirli’nin Gözünden
Şu Hayatta En Korktuğum Şey: “İzin Veriyor Musunuz?”
Herkesin hayatında en az bir kez karşılaştığı o meşhur “informed consent form” var ya, hani şu imzalanması gereken, “bu bilgiyi okudum, kabul ediyorum” diyeceğimiz form… İşte o, tam da benim başıma gelen bir günün özeti gibiydi. Öncelikle, bu yazının tamamen komik bir bakış açısıyla yazılacağını belirtmek isterim. Çünkü bir şeyin “informed consent form ne demek” olduğuna dair yapmam gereken araştırmalar sırasında yaşadığım buhranı komik bir şekilde aktarmadan geçemem.
Günümdü, Gitmeliydim, Ama Önce İzin Veriyor Muyum?
Geçenlerde bir arkadaşım bana “Ya hadi şu yeni kafeye gidelim, ama önce sağlık bilgilerini bir formda güncellemen gerek” dedi. Sağlık bilgileri dedikleri, en son kaç kilo olduğumu bile hatırlamadığım bilgilerdi. Ama ben her zaman olduğum gibi cesur, biraz da abartılı bir şekilde “Tamam, olur, ne olacak ki?” dedim. O esnada, kafada bir şeyler takıldı, “Neyin formu bu ya?” dedim.
Bana sundukları formda “Informed Consent Form” yazıyordu. Bu arada, aklıma gelmedi ama o formu okuduğumda biraz stres oldum. Gerçekten de ne anlama geldiğini bilmiyordum. Bir tarafta “hemen imzalayalım” diyecek kadar rahat bir İzmirli, diğer tarafta her şeye derinlemesine kafa yoran bir insan.
Informed Consent Form: Anlamı Ne?
Şimdi, Google’a bakmadan önce bildiklerimi paylaşayım. “Informed Consent Form” dediğimiz şey aslında “bilgilendirilmiş onam formu”nun İngilizcesi. Bu da demek oluyor ki, sana yapılan bir işlem hakkında önceden tam bilgi veriliyor ve sen de bu işlemi kabul edip etmeyeceğini belirliyorsun. Yani aslında, “Bu formu imzaladığında her şeyin farkında olacak mısın? Bunu kabul ediyor musun?” diye soruluyor.
Yine de, anladım ki işin içine biraz daha karmaşık şeyler de giriyor. Mesela, bazen gittiğimiz doktorlar, hastaneler, araştırma merkezleri, hatta bir kafede bile… Eğer bir şeyler denemek için “tamam” diyorsan, sana imzalatıyorlar. Hani “Aaa, şu an yapılıyor ya, bir problem yok” diyorsun, ama işte bir form var. Bu formda neler yazdığına tam bakmıyorsun, çünkü bir yandan arkadaşlarınla gülüp eğleniyorsun, bir yandan da kafede kendi “kişisel hayatını” yaşıyorsun.
Kısa Bir Diyalog: “Hadi Git De, Bizimle Gülme”
Ben: “Ya, bu formu imzalayıp ne oluyorum ki? Sağlık bilgilerimi vermek istemiyorum, net.”
Arkadaşım: “Abi, sadece içeriği okumanı istiyorlar. Sadece şu ‘bunu kabul ediyorum’ kısmını yazıyorsun, o kadar.”
Ben: “Ama yazdıkları şeye göre, imzalamazsam organ bağışımı kaybetme ihtimalim var gibi hissediyorum!”
Arkadaşım: “Ya da daha iyi bir ihtimalle, bedava kahve kazanırsın. O yüzden imzala, geç!”
Ben: “Gerçekten bir şeyler kaybedeceksem, ne olursa olsun sağlıklı düşünmem gerek.”
Informed Consent Form’un Yaşamımızdaki Yeri
Peki, bu form sadece sağlık alanında mı geçerli? Tabii ki hayır! Günlük hayatımızda bu “bilgilendirilmiş onam” durumunu çok farklı şekillerde de görüyoruz. Mesela, sıradan bir anket doldururken ya da herhangi bir yazılımı kullanmaya başlarken. Artık her şeyin içinde bu formlar var. Hatta Facebook, Instagram gibi sosyal medya platformları bile zaman zaman bizden “Veri kullanımı” gibi konularda onay alıyor.
Bir de “Hadi bakalım, izin veriyor muyum?” dediğimiz işler var. Örneğin, yeni bir uygulama indirdiğinizde, bütün verilerinizi almak için izin isteyen bir şey çıkar karşınıza. O an bir yanda telefonun ekranına bakarken, bir yanda “Hayatımda ne yapıyorum?” diye düşünmek istemezsiniz ama hepimiz o “tamam” butonuna tıklayıveriyoruz.
“Onam Vermek” Korkusu
Tabii bu her şeyin farkında olmak ve “onam vermek” her zaman bu kadar basit olmuyor. En azından bir İzmirli olarak bende fazlasıyla soru işareti yaratıyor. İşin içine teknik terimler girmeye başladığında, her şeyin çok daha büyük bir mesele haline geldiğini hissediyorum. Bazen “neden olmasın” diye düşünürken, bazen de “Aman Allah’ım, neyi kabul ediyorum?” diye şüpheleniyorum. Neyse ki, hala sağlıklıyım!
Biraz derinlemesine düşünecek olursak, bu formlar aslında bizi daha dikkatli olmaya davet ediyor. Yani her onam, aslında bir şeyin farkında olmamız gerektiğini gösteriyor. Bu farkındalık, aslında bir tür ‘kişisel gelişim’ gibi de düşünülebilir. Kafede, hastanede veya bir uygulama kullanırken, “İzin veriyorum” demek sadece bir formalite değil, aynı zamanda bilinçli bir hareket.
Sonuç Olarak…
Yani, Informed Consent Form dediğimiz şey aslında bir noktada bizim kendi sorumluluğumuzu üstlenmemiz için yazılmış bir şey. Yani sıradan bir İzmirli olarak düşündüğümde, “Ne olacak ki?” diyorum ama aslında biraz düşününce, “ne olacağını bilmeden imza atmak” kötü bir fikir olabilir. Herkesin imzalarken bir kez daha düşünmesi gerekebilir. Tabii, burada bahsettiğimiz şeyler küçük şeyler olsa da, daha büyük konularda bilinçli olmak, her zaman önemli!
Bir dahaki sefere imzalamadan önce, “İzin veriyor muyum, neyi kabul ediyorum?” diye bir düşünün, belki sizin de kafanızda birkaç soru işareti canlanır.