Sözlü Olarak Söylemek Ne Demek? Bir Hikaye Üzerinden Duyguların Dili
Hayat bazen, söylediklerimizin değil, söylediklerimizi nasıl söylediğimizin çok daha önemli olduğu bir yer haline gelir. Birçok kez yaşadım bunu… O anın içinde, içinde bulunduğumuz duyguları kelimelere dökmek o kadar zor olabiliyor ki; ama sonra birden, sözlü olarak söylemek ne demekmiş, anlıyorsunuz.
Bir Akşamüstü ve Sessiz Gözler
O akşamüstü, Kayseri’nin o sakin sokaklarından birinde yürürken, bir yanda geçmişin izlerini, diğer yanda yeni umutları taşıyan bir yolda adım atıyordum. Hava soğumaya başlamıştı, ama ben hala sırtımda o sıcak kabanı taşıyor, gözlerimde kararsız bir bakış vardı. Yolda yürürken birden karşıma Aylin çıktı. Yüzündeki ifadeyi gördüğüm an, tüm duygularım karışmaya başladı.
Birçok şeyi yıllardır içimde biriktirmiştim, hatta bir noktada, söylediklerimin ötesinde hissettiklerimi dile getirmeyi unutmuştum. Ama o gün, Aylin’in yanımda durduğu an, bütün o yıllık sessizlik bir anda kırıldı. Gözlerimdeki hayal kırıklığını fark ettiğini düşündüm, belki de o an ne söylemek istediğimi biliyordu. Ama ben, “sözlü olarak söylemek” demek için daha çok bir şeylere hazır değildim.
“Sana bir şey söylemem gerek,” dedi. Sesi titriyor gibiydi, ama elleri cebinde, gözleri benden uzaklarda. O an, sesinin içindeki duyguları fark ettim. Hayal kırıklığı, korku, bir şeyleri kaybetme korkusu ve bir yandan da umut vardı. Sözlü olarak söylenmesi gereken bir şey vardı, ama o kelimeler bir türlü çıkamıyordu.
O An, İçimdeki Sessizlik
Bazen ses, dilin en büyük engeli oluyor. Sözcükler kayboluyor, suskunluk başlıyor. O an, tüm hislerim birbirine karıştı. Aylin bana bir şeyler söylemek istiyordu, ama biz birbirimizi çok iyi tanıyorduk; kelimelere ne gerek vardı? Ama sonra, içimden “Sözlü olarak söylemek ne demek?” diye düşünmeye başladım. Sözler, sadece havada uçuşan boş şeyler miydi? Ya da aslında duyguların derinliğini kavrayabilmek için gerçekten cesaretle, göz göze gelerek o kelimeleri bir şekilde dile getirmeli miydik?
İçimdeki sessizlik bir süre sonra dayanılmaz hale geldi. Çünkü artık bir şeyleri saklamanın, yaşamanın değil, gizlemenin bir anlamı olmadığını fark ettim. Ve o an, Aylin’in sesindeki kırılganlığı duyduğumda, kendimle ilgili pek çok şeyi daha önce fark etmemiştim. Belki de “sözlü olarak söylemek” dediğimiz şey, her zaman doğru zamanı beklemek değil, duygularımıza gerçekten cesaretle sahip çıkmak demekti.
Hayal Kırıklığından Umuda Doğru
Bana doğru dönüp bir şeyler söylemeye başladığında, kelimelerinin ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim. Aylin, yıllardır ne kadar da sessizce içindeki duyguları biriktirmişti. Biraz korkarak, ama bir o kadar da dürüstçe, “Beni gerçekten anlamıyorsun,” dedi. Bu sözleri, başta biraz sert gelse de, beni bir anda uyandırdı. Demek ki, bazen insanların düşüncelerini sözcüklerle ifade etmeleri gerekirdi. Ya da, içindeki tüm duyguları birikmiş bir nehir gibi akıtarak, bambaşka bir düzeye taşımaları gerekiyordu.
O an, gerçekten sözlü olarak söylemek ne demekmiş anladım. İçimdeki kalp atışlarını hissettim. Çünkü kelimeler sadece bir ifade biçimi değil, kalbin yansımasıydı. Bir duygu, bir özlem, bir hayal kırıklığı sözlere dönüşebiliyordu. Aylin’in, “Gerçekten seni seviyorum,” dediği o an, içimde bir yerlerde umut ışığı yanmaya başladı. Çünkü bu kelimeler sadece bir duygunun yansıması değildi, aynı zamanda bir gerçeğin, bir hikayenin başlangıcıydı.
Kelimenin Gücü ve Cesaretin Yeri
O an fark ettim ki, bazı şeyleri sözlü olarak söylemek sadece basit bir anlatım değil, cesaretin bir simgesiydi. O sessiz günler, içindeki o birikmiş duygularla büyümüş ve sonunda patlayıp, iki insanın kalbini birbirine yakınlaştırmıştı. Bazen, hayatımızdaki en önemli anlar, kelimelerle şekillenir. Yani, sözlü olarak söylemek demek, aslında cesur olmak, duyguları kabullenmek ve onlarla yüzleşmek demekti.
Aylin, o akşam bana sadece bir şey söylemedi, bana bir şey öğretti: Duygular, sadece kelimelere döküldüğünde değil, cesaretle dile getirildiğinde anlam kazanır. Çünkü, birinin ne hissettiğini anlayabilmek, o hisleri gerçekten kelimelere dökebilmek demekti. Bir insanın içindeki duyguları dile getirmesi, belki de hayatındaki en güçlü adımı atmasıydı.
O akşam, Kayseri sokaklarında ilerlerken, söylediklerimizin anlamı birden değişti. Çünkü kelimeler, bazen hayatta en zor olan şeyin, duygularımızı doğru bir şekilde ifade etmek olduğunu hatırlatıyordu.
Sonuç: Cesaretin ve Duyguların Sözleri
Sözlü olarak söylemek, bir şeyin açıklığa kavuşması, duyguların açığa çıkması demekti. O an, Aylin’in bana söylediklerinin ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Bazen, içimizdeki duygularla yüzleşmek, onları açıkça dile getirmek gerçekten cesaret ister. Ama işte, o cesaretle söylenen her kelime, bir hayatın, bir ilişkinin ya da bir başlangıcın yeni bir sayfası olur.
Sonuçta, sözlü olarak söylemek demek, sadece sesle duyurmak değil; aynı zamanda o duyguyu içimizde hissedip, karşımızdakiyle paylaşmak demekti.