İçeriğe geç

Dil bilmeden work and travel yapılır mı ?

Dil Bilmeden Work and Travel Yapılır mı? Hadi Birlikte Bakalım

İzmir’de 25 yaşında, arkadaş ortamında espri bombardımanı yapan ama içten içe her şeyi abartılı biçimde düşünen biri olarak, bu soruyu kendi kendime defalarca sordum: “Acaba dil bilmeden work and travel yapılır mı?” Evet, kulağa imkânsız gibi geliyor ama bana güvenin, hayatın kendisi de bazen imkânsız görünen şeyleri dayatıyor.

İlk Şok: Uçaktan İnince

Vizeyi aldınız, valizi sırtladınız ve hayallerinizi kucaklayarak yola çıktınız. Havalimanından çıkarken iç sesim hemen devreye giriyor:

“Ya ben şimdi bir kahve siparişi verebilecek miyim? Ya da tuvalet yerini sorunca, sadece başımı sallayıp doğru yöne mi gideceğim?”

Evet, dil bilmeden work and travel yapmak, tam da bu noktada komedi filmi tadında başlıyor. Benim gibi kelimeleri düzgün cümle hâline getiremeyen biri için, her sipariş bir dramatik sahneye dönüşebilir.

Örneğin, ilk sabah kahvaltıda:

Garson: “Coffee?”

Ben: “Yes… no… I mean… espresso…?”

Garson: gülümseyerek başını sallıyor.

İçimdeki rahatlama dalgası ve aynı anda gelen yüz kızarması: priceless. İşte dil bilmeden work and travel’ın ilk dersi: beden dili her şeydir.

Arkadaş Bulma Sanatı

İzmir’de hepimiz arkadaş ortamında bir şeyler anlatırken gülmeyi seviyoruz, peki ya dil bilmeden farklı bir ülkede? Burada işin komik kısmı devreye giriyor. İlk arkadaş bulma deneyimim şöyleydi:

Ben (iç ses): “Merhaba, ben Ahmet… ya da… hmm… isim zaten zor, bırak İngilizceyi denemeyi.”

Onlar: meraklı bakışlar

Ben: sanki bir stand-up gösterisindeyim gibi ellerimi sallayıp garip sesler çıkarıyorum

Arkadaş: “Haha, you’re funny!”

İşte dil bilmeden work and travel yapmanın bir diğer püf noktası: mizah ve enerji, kelimelerden daha güçlüdür. İnsanlar, ne dediğinizi anlamasa bile, neşenizi ve samimiyetinizi hisseder.

İşyerinde İlk Gün

Work and travel denince akla ilk gelen şeylerden biri işte hayatta kalmak. Ve işte tam da burada, dil bilmeden work and travel yapmanın gerçek sınavı başlıyor. Benim ilk iş günüm şöyleydi:

Patron: “Please clean the tables and then help at the counter.”

Ben: iç ses: “Clean… table… counter… what counter? Ah, oaaaaam… table first, counter after… sanırım?”

Bir süre sonra fark ettim ki, mimik ve vücut diliyle çok şey ifade edilebiliyormuş. Tabii bu, ben yanlış masayı silerken patronun kafasının karışmasına neden oldu ama kimse ölmedi, herkes güldü ve ben hayatta kaldım.

Gündelik Hayatta Dil Sorunları

Market alışverişi, yol tarifi, kahve siparişi… Bunlar hep mini drama sahneleri. Bir keresinde markette, yoğurt ararken şunlar oldu:

Ben: Yoğurt reyonunda duraklayıp etrafa bakıyor

İç ses: “Tamam Ahmet, buradan bir şekilde alıp çıkacaksın. Ama yoğurdu nasıl tarif edeceksin? Greek yogurt, plain, yoksa…?”

Kasiyer: “Do you need help?”

Ben: “Yes… no… I mean… I think… yogurt?”

Kasiyer: gülerek “This one?”

Ben: kendi kendime zafer işareti yaparak: “Yes, you magnificent human!”

Burada öğrendim ki, dil bilmeden work and travel yapmak, aslında yaratıcı problem çözme yeteneğini zirveye çıkarıyor. Jestler, mimikler ve biraz da komik mimiklerle her şeyi halledebiliyorsunuz.

Mizah Hayatta Kalma Kılavuzudur

Arkadaş ortamında sürekli espri yapıyorum demiştim ya, işte o alışkanlık burada hayat kurtarıyor. Çünkü insanlar, dil bilmeyen birinin komik olmaya çalıştığını anlıyor ve çoğu zaman sizi sevimli buluyorlar. Örneğin:

Ben: patronun anlattığı işi anlamayınca abartılı bir şekilde ellerimi havaya kaldırıyorum

Patron: kahkaha atıyor “Ok, you try your way!”

Yani, dil bilmeden work and travel yapmak, bazen sadece eğlenmek ve insanları güldürmekten ibaret olabiliyor. Ve inanılmaz ama, bu süreçte kelime hazneniz yavaş yavaş büyüyor.

Kendi Kendine Konuşmak: En Büyük Arkadaş

İç sesim benim en iyi dostum haline geliyor. Her yeni kelimeyi kendi kendime denemek, esprili şekilde kendi hatalarımla dalga geçmek, hem moralimi yüksek tutuyor hem de iletişim yeteneğimi geliştiriyor.

“Ahmet, şimdi bunu düzgün söylemezsen… bir daha yogurt alamazsın!”

ve sonra

“Hah, dedim ya! Anladılar, kahraman sensin.”

Bu mini iç diyaloglar, dil bilmeden work and travel sürecini hem eğlenceli hem de unutulmaz yapıyor.

Özetle: Dil Bilmeden Work and Travel Mümkün mü?

Kısaca cevap: evet, ama tabii ki her şey biraz espri, biraz beden dili, biraz da sabır gerektiriyor. Dil bilmeden work and travel yapmak, her gün komik, tuhaf ve bazen de kafa karıştırıcı anlarla dolu. Ama işin güzeli, tüm bu deneyimler sonunda hem yeni kültürleri tanıyorsunuz hem de kendinizi ve sınırlarınızı keşfediyorsunuz.

İçinizdeki mizahı, enerjinizi ve yaratıcılığınızı kullanırsanız, kelimelerden bağımsız olarak da insanlarla bağ kurabilirsiniz. Ve unutmayın, dil bilmeden work and travel yapmak sadece bir deneme değil, hayatınıza katacağınız en eğlenceli maceraların başlangıcı.

İşte İzmirli, 25 yaşında, sürekli espri yapan ama her şeyi fazla düşünen birinin deneyimlerinden çıkan gerçek: dil bilmeden work and travel yapılır, hem de çokça kahkaha eşliğinde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!