İçeriğe geç

2 kişi anlatım var mıdır ?

Bugün Cagnak sayfasında “2 kişi anlatım var mıdır” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.

2 kişi anlatım var mıdır? Veri, hikâye ve gündelik gözlemler arasında bir yolculuk

Okumaya Değer: 2 bira içince ne olur ?

Ankara’da yaşarken insanın en çok fark ettiği şeylerden biri, hayatın aslında tek bir bakış açısına sığmadığı. Sabah işe giderken metroda duyduğun bir konuşma, öğle arasında bir kahve dükkanında kulağına çalınan bir cümle, akşam eve dönerken düşündüğün eski bir anı… Hepsi farklı bir “anlatıcı” gibi zihninde yer değiştiriyor.

Ben 25 yaşında, ekonomi okumuş ve veriyle uğraşmayı seven biriyim. Rakamların düzenini seviyorum ama insan hikâyelerinin dağınıklığına da alıştım. Son zamanlarda kafamı kurcalayan bir şey var: 2 kişi anlatım var mıdır?

Bunu sadece edebiyat dersi gibi düşünmüyorum. Daha çok, gerçek hayatta insanlar olayları nasıl farklı yaşar ve anlatır sorusunun peşindeyim.

Çocukluktan kalan ilk kırılma: aynı olay, iki farklı dünya

Çocukken yaz tatillerinde köye giderdik. Aynı olayın iki farklı anlatımı olduğunu ilk orada fark ettim. Bir gün kuzenimle kavga etmiştik. Olay basit: bir oyuncak meselesi.

Benim anlatımımda ben haklıydım. Onun anlatımında o haklıydı.

İkimiz de aynı sahnenin içindeydik ama sanki farklı filmler izliyorduk.

O zamanlar “2 kişi anlatım var mıdır?” diye bir şey düşünmüyordum tabii. Ama geriye dönüp bakınca, o çocukluk tartışması aslında ilk veri setimdi. Aynı olay, iki farklı veri kaydı.

Annem hep “herkes kendi açısından haklıdır” derdi. O zaman anlamazdım. Şimdi veri analizi yaparken bunun ne kadar doğru olduğunu daha iyi görüyorum.

Veriyle uğraşırken fark ettiğim şey: gerçeklik tek değil

Üniversitede ekonomi okurken istatistik derslerinde hep aynı şey söylenirdi: veri tarafsızdır. Ama sahaya çıktıkça bunun tam doğru olmadığını fark ettim.

Bir projede tüketici davranışlarını analiz ediyorduk. Elimizde anket verileri vardı. Rakamlar netti:

Bir grup fiyat hassasiyeti yüksek diyordu

Bir grup marka sadakati gösteriyordu

Bir grup ise “duygusal satın alma” yapıyordu

Ama aynı insanlarla konuştuğumuzda tablo değişiyordu.

Bir kişi ankette “fiyat önemli değil” derken, mülakatta “indirim görmezsem almam” diyordu.

İşte o an şunu düşündüm: 2 kişi anlatım var mıdır? Belki de sadece iki kişi değil, aynı kişinin bile iki anlatımı var.

Veriyle uğraşmanın en garip tarafı bu. Rakamlar kesin gibi duruyor ama insan faktörü girince her şey bulanıklaşıyor.

2 kişi anlatım var mıdır? İş hayatında karşılaştığım sahneler

İlk iş deneyimimde bir analiz projesinde çalışıyordum. Bir şirketin müşteri memnuniyeti verilerini inceliyorduk. Grafikler güzeldi, raporlar düzenliydi. Ama toplantıda müşteri temsilcisi şunu dedi:

“Bizim müşteriler aslında memnun değil.”

Rakamlar ise memnuniyetin yüksek olduğunu söylüyordu.

O an odada sessizlik oldu. Çünkü iki farklı gerçeklik vardı.

Rakamların anlattığı hikâye

Veriler şunu gösteriyordu:

%78 memnuniyet oranı

%65 tekrar satın alma

%40 marka önerme oranı

Kağıt üstünde tablo iyiydi.

Ama işin içine müşteri şikayet kayıtları girince işler değişti. Orada bambaşka bir anlatım vardı:

“Sorunum çözülmedi”

“Geri dönüş alamadım”

“Beklediğim gibi çıkmadı”

Bu noktada şunu net hissettim: veri bile tek başına hikâye anlatamıyor. Aynı olayın iki ayrı versiyonu var.

İşte yine aynı soru: 2 kişi anlatım var mıdır?

İnsan hikâyeleri: verinin görünmeyen tarafı

Bir gün saha görüşmesine katıldım. Küçük bir esnafla konuşuyorduk. Pandemi sonrası işlerin nasıl değiştiğini anlatıyordu.

“Eskiden sabah siftah yapmadan dükkânı açmazdık” dedi.

Sonra başka bir müşteriyle konuştuk. O ise aynı dönemi şöyle anlattı:

“Evden çalışmaya geçince harcamalarım arttı, daha rahat ettim.”

Aynı ülke, aynı dönem, aynı ekonomi… ama iki farklı anlatım.

Ben o gün not defterime şunu yazmışım: “Veri ortalamayı verir, hayat ise uçları.”

2 kişi anlatım var mıdır? Günlük hayatta fark etmeden yaşadığımız durumlar

Ankara’da toplu taşımada her gün yüzlerce insan görüyorum. Her biri aynı şehirde yaşıyor ama farklı bir Ankara taşıyor içinde.

Bir gün metroda yanımda oturan bir kadın telefonda konuşuyordu:

“Bugün çok kötü geçti.”

Aynı gün başka biriyle konuştuğumda ise:

“Bugün her şey yolundaydı.”

Hava aynıydı, şehir aynıydı, saat bile yakındı. Ama anlatım tamamen farklıydı.

Beynin filtreleri ve seçici hafıza

Şunları da İnceleyin: 2 derece soğuk mu ?

Ekonomi okurken davranışsal ekonomi dersinde öğrendiğim bir şey vardı: insanlar rasyonel değildir.

Hafıza da rasyonel değil.

Beyin, yaşanan olayları filtreler. Kimisi kötü kısmı büyütür, kimisi iyi kısmı.

Bu yüzden iki kişi aynı olayı anlattığında ortaya iki farklı gerçek çıkar.

Bu noktada “2 kişi anlatım var mıdır?” sorusu sadece edebiyat değil, psikoloji ve veri bilimi sorusu haline geliyor.

Çocukluk hatıralarının veriyle kesiştiği yer

Bazen eski fotoğraflara bakıyorum. Aile albümünde bir doğum günü var mesela.

Benim hatırladığım o gün: pasta güzel değildi, biraz sıkılmıştım.

Annemin hatırladığı: çok mutlu bir gündü.

Babamın hatırladığı: kalabalık ve karmaşıktı.

Aynı fotoğraf, üç farklı anlatım.

Veri olsaydı belki tek bir görüntü olurdu. Ama yorum girince her şey değişiyor.

2 kişi anlatım var mıdır? Veri bilimi ile insan hikâyesi arasında

Çalıştığım projelerde en çok zorlandığım şeylerden biri, sayıları insan hikâyesine çevirmek.

Çünkü veri şöyle diyor:

“Artış var”

Ama insan şöyle diyor:

“Ben zorlanıyorum”

Bu ikisi bazen aynı anda doğru olabiliyor.

Ortalama gerçeği gizler mi?

Ekonomide sık kullanılan bir kavram var: ortalama.

Ama ortalama, çoğu zaman hikâyeyi saklar.

Örneğin gelir verilerinde ortalama artış görürsün ama sahada birçok insan geçim sıkıntısı yaşar.

İşte burada tekrar düşünürüm:

2 kişi anlatım var mıdır?

Belki de 2 değil, milyonlarca anlatım vardır. Ama biz sadece ortalamayı görürüz.

Bir iş toplantısında yaşadığım çelişki

Bir keresinde yöneticimiz şöyle demişti:

“Veriler çok olumlu, problem yok.”

Ama müşteri temsilcileri farklı bir şey söylüyordu:

“Şikayetler artıyor.”

İki farklı anlatım aynı şirketin içinde bile vardı.

O gün şunu hissettim: veri bazen insan sesini bastırabiliyor.

Ama insan sesi de veriyi tek başına geçersiz kılamıyor.

2 kişi anlatım var mıdır? Kendi içimdeki iki ses

En ilginç kısmı belki de bu.

Bazen ben bile kendi içimde iki farklı anlatıcıyı hissediyorum.

Bir tarafım diyor ki:

“Her şey veriye dayanmalı, net olmalı.”

Diğer tarafım diyor ki:

“İnsanları dinle, hikâyeyi kaçırma.”

Bu iki ses sürekli konuşuyor.

Karar verme anlarında çatışma

Bir iş fırsatı geldiğinde mesela:

Veri tarafım diyor ki:

Risk düşük

Getiri yüksek

Ama içimdeki diğer ses diyor ki:

İçine sinmiyor

İşte o an “2 kişi anlatım var mıdır?” sorusu sadece dış dünyayı değil, iç dünyayı da kapsıyor.

Dengeyi bulma çabası

Zamanla şunu öğrendim: iki anlatımı da yok saymak mümkün değil.

Veri olmadan karar almak eksik kalıyor. Hikâye olmadan ise anlam kayboluyor.

Bu yüzden ikisini birlikte dinlemeye çalışıyorum.

Bu içeriğimizle “2 kişi anlatım var mıdır” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Cagnak okurlarına sevgilerle!

Son düşünceler gibi değil, devam eden bir süreç

Ankara’da bir akşam yürürken, ışıklar yavaş yavaş yanarken bazen şunu düşünüyorum: insanlar dünyayı tek bir gözle görmüyor.

Herkes kendi verisini, kendi hikâyesini taşıyor.

Ve belki de en doğru soru şu değil:

“2 kişi anlatım var mıdır?”

Asıl soru şu:

Aynı gerçeğin içinde kaç farklı anlatım birlikte var olabilir?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://ucuzmiknatis.com https://lamo.com.tr https://lako.com.tr Sitemap
https://ilbet.casino/