Askerlikte Sınıflandırma Nedir? Derdini Anlatırken Mizahi Bir Yolculuğa Çıkalım
İzmir’de, 25 yaşında bir genç olarak, askerlikten bahsedince aklıma gelen ilk şey, “Ya zaten ne olursa olsun sınıflandırılacağım ya, başka bir şeyin önemi var mı?” diyorum. Tabii, arkadaş ortamında sık sık espri yapmam dolayısıyla kimse beni ciddi almaz, ama içimde bir fırtına kopuyor. Çünkü “Askerlikte sınıflandırma nedir?” sorusu, bir gencin ruhunda derin izler bırakabilir, öyle değil mi? Herkesin derdi farklı; kimisi cephede kahraman olmak ister, kimisi komando olur, kimisi de “Tayyörlü yer” diye tabir edilen kısımdan geçmek ister. Ben ise her detayı fazla düşünen, derinlere dalan biriyim. Bu yazıyı da tam bu yüzden yazıyorum, çünkü aslında askerlikte sınıflandırma, hayatın kendisi gibi bir şey.
—
Askerlikte Sınıflandırma: Neden Önemlidir?
Sınıflandırma, askerlik sürecinde kendine bir yer bulmanın ilk adımıdır. Yani, asker ocağına gitmeden önce, bir bakarsınız sınıfınız belirlenmiş. Eğer talihliyseniz, o büyük “görev” için seçilmişsinizdir; yoksa, işte, o diğer “şanssız” sınıflara düşersiniz. Ama merak etmeyin, her sınıfın da kendine göre avantajları vardır.
Bir düşünün, bir gün bir arkadaşınızla askerlik üzerine sohbet ediyorsunuz. O, komando olurken, siz ne olacağınızı bilmiyorsunuz. “Vallahi birader, şu komando şubesinde tam da ‘tugay komutanı’ gibi yürüyen biri var, beni oraya gönderin de ben de bir ‘komando’ olayım” dediğinizde, sınıflandırma sisteminin ciddiyetini bir kez daha anlıyorsunuz.
İç sesim: “Ama sen komando olamayacak kadar fit değilsin, daha çok yemekhaneye yönlendirilen ‘bağışıklık sistemi’ türünden bir insansın.”
—
“Peki Ya Ben?”
Yine de, “Ben de ne olacağım ki?” diye düşünmeden edemiyorum. Aşağıda sıradan bir diyalog:
Ben: Abi, nasıl bir şey bu sınıflandırma işinde?
Arkadaşım: Ya, tamam da, sen fit değilsin ki! Sen yemekhanede çalışmak için sınıflandırılacaksın zaten!
Ben (içimden): Ah, kıymetini hiç bilmedim o yemeklerin! Gerçekten.
—
Askerlikte Sınıflandırma: Fiziksel ve Psikolojik
Sınıflandırmanın iki ana başlığı var: fiziksel ve psikolojik. Fiziksel sınıflandırma daha çok boy, kilo, sağlık durumu gibi unsurlara dayanır. Yani, bir nevi vücut tipinle hayatın sana şekil verir. Hangi sınıfa gireceğini belirleyen şey, daha çok kaslarının ne kadar gelişmiş olduğu gibi görünüyor.
Ama, asıl mesele bence psikolojik sınıflandırmada. “Bu genç, ne kadar güçlü ve dayanıklı olabilir?” diye soruyorlar. Yani, insan bir arada, bir sistemde yaşadığında, ben o ‘sisteme uyum sağlamayacak’ tiplerden biri değil miyim diye sorgularken kendini buluyor. Durumun ciddiyetini kabullenirken, askerde sizi psikolojik sınıflandıran bu insanlar, çoktan hayatı algılama biçiminizle ilgileniyor.
Arkadaşım: “Sen de böyle neşeli ve esprili bir tipsin, senin ruh halini kontrol etmeyi başarırsak zaten sınıfını belirleriz.”
Ben (içimden): Hadi be! Hem de hayatın her anını tiye alarak mı?
—
Askerlikte Sınıflandırma: En İyi Hangi Sınıf?
İç sesim: “Yahu, hepsi zorlu, hepsi kendi içinde bir ‘çılgınlık’ barındırıyor. Ama ben günde 6 saat uyuyabilmeliyim, bu yüzden tercihim yataklı sınıflardan yana!”
Evet, kesinlikle, ben bir genç olarak, “en rahat” sınıfları tercih etmek istiyorum. Ama yine de sınıf belirlenmesinde sadece fiziksel ya da ruhsal özellikler değil, aynı zamanda karakter de önemli. Ne bileyim, belki de benden askerlik yapılmaz ama kışlada gülüşlerimle moralleri yükseltirim, kim bilir?
Bir arkadaşım, “Benim sınıflandırmamda kafayı kırdılar, ben ‘yemekhaneye uzman’ oldum!” demişti, o da bu yazıyı okuyan birine çok şey anlatabilir. Yani, mesela her şeyin ciddi olduğu bir dünyada, yemekhanede çalışıp memnun olan biri olarak da hayat geçirebilirsiniz.
—
Sonuç: Askerlikte Sınıflandırma Nedir?
Kısaca özetlemek gerekirse, askerlikte sınıflandırma, belirli bir yaşam tarzını kabul etmek ya da uyum sağlamaktır. Yani, ne kadar fit olursanız olun, bir bakmışsınız psikolojik olarak “bizi dinlendir, güldür, rahatlat” gibi bir yerdesiniz. Aslında en önemlisi, her sınıfın kendine özgü bir “avantajı” vardır. Askerlikte sınıflandırma da sizi bu süreçle tanıştırır ve belki de gerçek potansiyelinizi fark etmenize neden olur. Hangi sınıfı seçerseniz seçin, önemli olan sürecin sonunda gülümsemeyi unutmamaktır.
Hadi bakalım, ne olur, “sınıf” konusu konuşurken, hem keyfini çıkarın hem de her şeye çok fazla anlam yüklemeyin. Çünkü sonuçta, hepimiz bir şekilde geçeriz, değil mi? 😄